Öğrenci Rehberlik

Sosyotelizm: Dijital Bağımlılığın Sessiz Toplumsal Semptomu

Okuma Süresi: 5 dakika

Sosyotelizm (Phubbing), günümüz dijital dünyasında sosyal etkileşimleri temelinden sarsan modern bir davranış biçimidir. Kelime, İngilizce “phone” (telefon) ve “snubbing” (hiçe saymak/görmezden gelmek) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.

Sosyotelizm çoğu zaman “ayıp”, “saygısızlık” ya da “kaba bir alışkanlık” olarak etiketlenir. Oysa bu davranışı yalnızca görgü kuralları çerçevesinde değerlendirmek, buzdağının yalnızca görünen kısmına odaklanmak anlamına gelir. Sosyotelizm, dijital bağımlılığın gündelik hayattaki en görünür semptomlarından biridir. Arkasında güçlü psikolojik ve sosyolojik mekanizmalar barındırır.

Kısaca; bir kişinin, yanındaki insanlarla iletişim kurmak yerine akıllı telefonuyla ilgilenerek onları ihmal etmesi durumudur.

Bu mekanizmaların merkezinde iki temel kavram yer alır: Sosyal Bağlılık ihtiyacı ve FoMO (Fear of Missing Out – Gelişmeleri Kaçırma Korkusu).

Dijital Bağımlılık ve Mikro-Kopuşlar

Dijital bağımlılık çoğu zaman “ekran süresi” ya da “uygulama kullanımı” üzerinden tanımlanır. Ancak sosyotelizm bu tanımı daha derin bir düzleme taşır. Burada mesele, telefona ne kadar baktığımızdan çok, o anda nerede olmadığımızdır.

Bir masa etrafında otururken ekrana yönelmek, fiziksel olarak aynı ortamda bulunulan kişilerle kurulan bağın geçici olarak askıya alınmasıdır. Bu durum, tek seferlik bir dikkat dağınıklığından ziyade, tekrarlandıkça normalize olan mikro-kopuşlar üretir. Dijital bağımlılık tam da bu noktada devreye girer: kişi, çevresindeki sosyal bağdan koparken, dijital alandaki bağlara tutunur.

Sosyal Bağlılık Paradoksu

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. Kabul edilme, onaylanma ve bir gruba ait olma ihtiyacı, temel psikolojik motivasyonlar arasında yer alır. Sosyal medya platformları bu ihtiyacı ustalıkla yeniden paketler: beğeniler, mesajlar, hikâyeler ve bildirimler aracılığıyla “sürekli erişilebilir bir sosyal temas illüzyonu” sunar.

Sosyotelizm burada paradoksal bir biçimde ortaya çıkar. Kişi, masadaki insanlarla olan bağını zayıflatırken, bunu çoğu zaman “sosyal kalmak” adına yapar. Yani sosyal bağlılık ihtiyacı, yüz yüze ilişkileri beslemek yerine, dijital etkileşimlere yönelir. Sonuçta ortaya çıkan şey, fiziksel yakınlıkta duygusal mesafedir.

Sosyotelizm bu bağlamda bir paradoks yaratır:

  • Aidiyet İllüzyonu: Kişi, yanındaki kişiyle bağı koparıp telefona bakarak aslında “dijital dünyadaki” sosyal grubuna bağlı kalmaya çalışır. Ancak bu durum, fiziksel ortamdaki sosyal bağlılığı zayıflatır.
  • İlişki Kalitesinde Düşüş: Araştırmalar, masada duran bir telefonun bile (hiç dokunulmasa dahi) paylaşılan konunun derinliğini ve partnerler arasındaki empati düzeyini düşürdüğünü göstermektedir.
  • Dışlanma Hissi: “Sosyotelist” davranışa maruz kalan kişi, kendisini değersiz ve dışlanmış hisseder. Bu da uzun vadede sosyal tatminsizliğe yol açar.

FoMO: Dijital Alarm Sistemi

FoMO (Fear of Missing Out), sosyotelizmin en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Kaçırılan bir mesaj, görülmeyen bir paylaşım ya da geç fark edilen bir gündem, bireyde eksik kalma hissi yaratır. Bu his, dijital platformlar tarafından sürekli beslenir.

FoMO’nun kritik özelliği, zamansal bir baskı yaratmasıdır: “Şimdi bakmazsam geç kalırım.” Bu baskı, yüz yüze etkileşimin değerini gölgede bırakır. Karşısındaki kişinin anlattığı hikâye, telefon ekranındaki potansiyel bir bildirimden daha az “acil” hale gelir. Böylece sosyotelizm, bireyin bilinçli bir tercihi olmaktan çıkar; otomatik bir davranış döngüsüne dönüşür.

Sosyotelizm davranışının en güçlü tetikleyicisidir:

  • Zorunlu Kontrol Dürtüsü: FoMO düzeyi yüksek bireyler, dijital dünyada olup bitenlerden geri kalmamak için sürekli bildirimlerini kontrol ederler. Bu durum, fiziksel ortamdaki sohbeti bölerek sosyotelizm davranışını rutin hale getirir.
  • Anlık Tatmin Arayışı: Kişi, yanındaki kişiyle olan stabil iletişimi, sosyal medyadaki “akışın” sunduğu dinamik ve anlık uyaranlara feda eder.
  • Döngüsel Etki: FoMO, sosyotelizmi artırır; sosyotelizm ise kişinin gerçek hayattaki sosyal becerilerini körelterek onu daha fazla dijital dünyaya ve dolayısıyla daha fazla FoMO’ya hapseder.

Normalleşen Kopukluk

Dijital bağımlılığın en tehlikeli yönlerinden biri, davranışları görünmez kılmasıdır. Sosyotelizm de bu nedenle çoğu ortamda sorgulanmaz hale gelmiştir. Herkesin telefona baktığı bir masada, kimse kimsenin yokluğunu fark etmez. Ancak bu kolektif alışkanlık, uzun vadede empati, aktif dinleme ve duygusal bağ kurma becerilerini aşındırır.

Bu noktada sosyotelizm, bireysel bir problem olmaktan çıkar; toplumsal bir ilişki biçimine dönüşür.

Sonuç: Bir Görgü Meselesinden Daha Fazlası

Sosyotelizmi yalnızca “telefonu masaya bırak” uyarısıyla çözmek mümkün değildir. Bu davranış, dijital bağımlılık ekseninde; sosyal bağlılık ihtiyacının yanlış yönlendirilmesi ve FoMO’nun sürekli tetikte tuttuğu bir zihin durumunun sonucudur.

Gerçek mesele, teknolojiyi hayatımızdan çıkarmak değil; hangi bağın öncelikli olduğuna bilinçli olarak karar verebilmektir. Sosyotelizm, bize şunu hatırlatır: Aynı ortamda bulunmak, gerçekten “birlikte” olmak anlamına gelmez. Birlikte olmayı mümkün kılan şey, dikkatin nereye ait olduğudur.

image
Kemal ŞAHİN | Akademik Hayat

Akademisyen, kullanıcı deneyimi ve arayüz tasarımı, veri görselleştirme, web/mobil uygulama geliştirme.

Kemal ŞAHİN'i yakından tanıyın.